BÖLÜM-6

Artık İzmir’deyim hatta Çeşmedeyim. Bir telefon ile 1 gün içinde hazırlanıp Çeşmeye gittim. Artık her şey daha güzel olacaktı bunu biliyordum. İlk olarak günlerimin aşırı monoton geçmesine rağmen bile yüzüm gülüyordu. Erken kalkıyor, kahvaltı yapıyor, öğlen denize gidiyor, boş vakitlerimde kitap okuyor ve erken uyuyordum. İş arkadaşlarımla tanıştıktan sonra her zaman olduğu gibi onlara da çok mesafeli ve soğuktum. Ama hiç biri yılmadan, benim soğuk oluşumu egoistlik olarak düşünmeden benimle sohbet ediyorlardı ve bana gerçekten çok iyi geliyorlardı. Çeşmede hiç arkadaşım yoktu ve bir anda 5 tane arkadaşım oldu. Gündüz denizde görüşüp yavaş yavaş akşamları da yanlarına gitmeye başladım. Bu kısım benim için en zor olanıydı. Çünkü birilerinin benden rahatsız olduğunu düşünmek beni çok tedirgin ederdi. İlk zamanlar akşam buluşmak istediğimde müsaitlik durumlarını soruyordum, 1-2 hafta sonra dışarı çıkmak istediklerinde beni de davet etmeye başladılar. Ve haziran sonu gibi bir grup iş arkadaşım daha oldu. Çeşmeye onlar yeni gelmişti. Artık akşamları beraber plan yapıyor, yapmadığımız günler de çat kapı yanlarına gidiyordum.(Sahilde kalıyorlardı ve akşam sahili çok güzeldi). Kocaman bir arkadaş grubu olmuştuk. Zaman zaman öğleden akşama kadar hep birlikte olup akşam iş çıkışında (temmuzdan itibaren neredeyse her akşam) alkol alıyorduk. Aslında hepimiz iş için oradaydık ama tam bir yaz eğlencesini yaşıyorduk. En azından benim için başından sonuna kadar öyleydi.

Daha sonra ağustos gibi yavaş yavaş adadan ayrılmalar, survıvor a vedalar başlamıştı. Bu bizim için aramızdan gidenleri, işleri bitenleri ve memleketine dönenleri elendi olarak adlandırdığımız bir tür fotoğraf çekme ritüeli haline gelmişti. Adadan diskalifiyeler ve zorunlu vedalar yaşadık. Onlara göre ben torpilliydim(ilk zamanlar gerçekten öyle sanılıyormuş ama daha sonra patron kızı olmadığım anlaşıldı.)(Gülüyorum). Bizim küçük survıvor ekibimizde ılıca adasında son ikiye kaldım ve hiç bitmesin istediğim bir rüyadan uyandım. Ekim 3 İzmir’e dönüş.

Bu arada Eylül ortalarında Bay Kas’ın geri dönmek istediği sinyallerini aldım. Daha ondan bir adım gelmemişti ama kafam şimdiden karışmıştı. Geri dönemezdi o kadar üzüldükten sonra, kendimi bu kadar iyileştirdik sonra geri dönmemeliydi. Ama olmadı geri döndü, 22 Eylül günü. Çok konuştuk, çok ağladık, yeniden güldük, tekrar tekrar sinirlendik. Ama tekrar olmayacağımızı söyledim. İntikam mı aldım derseniz hayır, aklıma bile gelmedi. Sadece kendimi düşündüm. Tekrar barışırsam neler olacağını, barışmak isteyip istemediğimi. Kalp isterken mantık istemiyordu. Hep mantıklı kararlar alırım konu kendim olmadığı sürece.(Gülüyorum) Ve aynı hafta içinde Bay Kas Çeşmeye geldi.

  • Siz yolunuzu çarpık çizdiyseniz bu sizin tercihiniz, düz ilerlemek zorunda değilsiniz. Biraz fazla yürürsünüz ama aynı noktada buluşuruz. Eleştirenler ve tepki verenler, mutlaka vardır hayatınızda. Siz ilerlemeye devam edin, kendi yolunuzdan.

meryemsolak tarafından yayımlandı

Merhaba ! Ben geldim. Tanışıyor muyuz? Çok sanmıyorum. Bende bu yolda tanışmayı düşünüyorum kendimle. Uzun bir yol olacak benim için, bizim için. Bu yola birlikte çıkmayı çok isterim. Benimle gelmenize, bana eşlik etmenize çok sevinirim. Ben yağmurlu bir yolda yavaş ama emin adımlarla yürüyorum. Sende son kez içinde sıkıntı dolu olduğun nefesini al, gözlerini kapat, yolunu hayal et ve yanıma gel. Yağmuru sevmiyorsan o yolda yürüme. Senin yolunda güneş açsın, çiçekler olsun. Sıkıntı dolu aldığın nefesini bırak. Şimdi güzel günler için birlikteyiz. Unutma. Daima güzeli düşle. 🎈

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: