BÖLÜM-3

Artık liseli bir ergenim ve bu durum tüm ergenlik zamanlarının en beter olanı. Okulda tanıdığım sadece 3 kişi vardı. Koşu arkadaşım, sarı çocuk ve bay kas.

Tüm sınav dönemi boyunca beraber vakit geçirdik. Hangimiz ufacık bir hata bile yapsa ona destek olduk. Sınavlar çok güzel geçmişti. Diğerlerini hatırlamıyorum ama ben okula 4. Olarak girmiştim. Sanırım hayatım hep ilk üçü kovalamakla geçecek. Sarı çocuk hariç hepimiz okulun yurdunda kalıyorduk. Haliyle daha çok görüşüp, daha çok vakit geçirme fırsatımız oluyordu. Ama ben malım sanırım, takıldım mı takılıyorum. Ortaokulda ki yeni çocuk benim kafamı fena halde bozmuştu. Yılan hikayesine dönen bir ilişki yaşamaya başladık. Canı isteyince sevgiliyiz, sıkılınca herhangi bir bahaneyle ayrıyız. Ama o halde bile kabul ediyordum ilk sevgilimdi ve sanki başka kimseyi öyle sevemem gibi geliyordu. Ama seviliyormuş hatta daha güzeli oluyormuş. (Daha ileride anlayacağım bunu.) Ben yeni çocuk için kah gülüp kah ağlarken okulun ilk başında tanıştığım bay kas bana çıkma teklifi etmiş. (Etmiş diyorum çünkü yıllar geçmesine  rağmen o öyle söylüyordu, koşu arkadaşımda doğruluğunu destekliyordu. Ben hatırlamıyorum.) Ben kabul etmemişim. Aslında nedeni belli. Yeni çocuk sürekli aklımda ve ben yeni ilişki istemiyorum.

Bir gün yurt odasında kıyamet kopmuş gibi ağladığımı hatırlıyorum. Tüm hatıraları duvara çarpıp, hıçkırıklar içinde boğulmak üzere olduğumu anımsıyorum. Oda arkadaşlarım yardım bile edemiyorlardı. Yeni çocuk benden (yine) ayrılmıştı ve (yine) eski sevgilisine dönmüştü. Bu bitiş benim için tamamen bitiriş olacaktı. Tüm isyanım kendime söz geçiremiyor oluşum-aydı aslında. Sonra bitti. Benim için tüm anlamıyla bitti. Her gece ağlamama rağmen dur dedim kendime. Gidene artık gelme dedim. Önce mesajları, fotoğrafları sonra da onu çıkardım hayatımdan. Kimse o zaman bu kadar güzel çıkarabileceğimi düşünmüyordu. Ben bile. Daha sonra lisenin ilk senesi bu şekilde aşk acıları, gönül kırgınlıklarıyla geçti. Artık yakın arkadaşlar olmuştuk. Neredeyse bir grubumuz bile vardı denilebilir. 4 kız + 2-3 erkek olan bir grubumuz vardı. 10. Sınıfta çok büyük bir hata yaptım.

Grubumuzdan birinin bana karşı sevgisini öğrendim. Bilmiyormuş gibi davrandım. Arkadaşlığımız bozulsun istemedim. Sonra hiç yapmamam gereken bir şey yaptım. Yeni çocuk geri döndü ve grup arkadaşım sevgisini itiraf ederek bana açıldı.  Yeni çocuktan uzak durmam gerekiyordu. En yakın arkadaşıma sordum, ‘beni mutlu ediyor, gülümsetiyor ama emin değilim’ dedim. Yakın arkadaşım bana direkt olmayacağımızı ve saçmalamak gerekmediğini söyledi. Burnumun dikini hatırlıyor musunuz? Çok güzel hep bildiğini yapar diyordum. Evet doğru tahmin. Yakın arkadaşımı dinlemedim ve teklifini kabul ettim. Onunla mutluydum ama arkadaşken de aynı şekilde mutluydum. Sevgili olmak beni mutlu etmedi. Olmamamız gerekiyordu. Ben onu hep arkadaşım olarak görmüştü. Aşık olmak, hoşlanmak bu değildi. En azından benim için ona karşı değildi. Özür dilerim eğer bu yazıyı okuyorsa. Biz arkadaşken çok güzeldik. Daha sonra okul değiştirdi zaten.

Okulumuz çok küçüktü ve herkes birbirini tanıyordu. Benim bay kas alt sınıflardan sevgili yapmış. İyisin, hoşsun yani. Benimde o dönem gruptan olan kısa süreli sevgililik döneminden sonra dışarıdan tanıdığım biriyle bir flört dönemim oldu. Bu kısım hayatımın önemsiz kısmı. Bu arada bay kas dedim falan 11. Sınıfta aynı sınıfa denk geldik. Bir gün sınıfta yalnız ağlarken bay kas geldi. Konuştuk, sohbet ettik falan. İyi geldi bana.(Önceden hep iyi gelirdi). Çok güzel bir arkadaşlık dönemi geçirdik. Artık bay kas ile tüm herkesin bildiği sadece birbirimize açıklamadığımız bir flört yaşıyorduk. Sabah akşam konuşuyor, okulda sürekli yan yana takılıyorduk. Artık tek yapılması gereken bir adımdı.

Bir gün sınıf gezisinden sonra telefonuma bay kastan bir mesaj geldi. O adımı atmıştı ve ben çıldırmak üzereydim. Yine aynı yakın arkadaşım yanımdaydı. Uzun bir süre mesaja cevap düşündük(aslında 1 dakika falan) ve gönderdik. Artık bende sevgimi itiraf etmiştim. Elim telefonda, gözüm mesaj kutusunda bekliyorduk. Çok geçmeden cevap geldi. ‘Anlamadım’

Bir saniye bir saniye benim biraz önce aşkımı itiraf ettiğim mesaja sadece anlamadım mı yazdın ? Neyi anlamadın? Anlamadım diye bir çıkma teklifi olur mu? Bu olay hiç iyi yerlere gitmiyordu ve direkt telefonu kapattım. Bu saatten sonra okula gidemezdim. Şu an bile o anı hatırladığımda stresten ölüyorum. Sonra açtım telefonu ve öğrendim ki bana mesajı atan bay kas değilmiş, bay kas’ın telefonundan sevgili olmamızı isteyen ortak arkadaşımızmış.

Gülsem mi ağlasam mı? Siz karar verin. Bir sonraki yazımda tekrar buluşalım.

  • Eskiden adımı hep karşıdan beklerdim. Şimdi kendimden emin olduğum her işte ipin ucunu elime alabiliyorum. Büyümüşlük mü dersiniz öz güven mi emin değilim ama böyle olması gerekiyormuş. Bunun bilincindeyim.

meryemsolak tarafından yayımlandı

Merhaba ! Ben geldim. Tanışıyor muyuz? Çok sanmıyorum. Bende bu yolda tanışmayı düşünüyorum kendimle. Uzun bir yol olacak benim için, bizim için. Bu yola birlikte çıkmayı çok isterim. Benimle gelmenize, bana eşlik etmenize çok sevinirim. Ben yağmurlu bir yolda yavaş ama emin adımlarla yürüyorum. Sende son kez içinde sıkıntı dolu olduğun nefesini al, gözlerini kapat, yolunu hayal et ve yanıma gel. Yağmuru sevmiyorsan o yolda yürüme. Senin yolunda güneş açsın, çiçekler olsun. Sıkıntı dolu aldığın nefesini bırak. Şimdi güzel günler için birlikteyiz. Unutma. Daima güzeli düşle. 🎈

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: