BÖLÜM-1

İlk başlardan beri hep istediğim bir şeydi, hayatımı bölümlere ayırmak ve size aktarmak. Sonra bir özgeçmiş çıkarmak gibi mi olur emin olamadım. Ama burnumun diki hep haklı olduğu için şu an ‘bölüm 1’ yazısını okuyorsunuz. Çocukluğuma kadar inmeyeceğim merak etmeyin.(Zaten inmek istesem de çok bir mesafe yok arada. Gülüyorum)

14 Yaşında ergen bir kızın hayatından başlayacağım. Çocuk, ergen, küçük, büyük, genç. 14 yaşında sadece ve Dünya onun etrafında dönsün isteyecek kadar beklenti dolu. Erkek-Kız ilişkisi nedir, nasıl yaşanır sorularına cevap dahi veremeyecek kadar masum birisi. Ama dediğim gibi beklenti dolu. Aile hayatı her zaman olduğu gibi yolunda. O yüzden aile hayatım ile ilgili küçüklüğüme dair bir şeyler hatırlamıyorum. Mahalle kültürünü dolu dolu yaşadığımızı ve en küçük ben olduğum için beni aralarına almak istemediklerini hatırlıyorum. Küçüklüğüme dair sinir krizleri geçirdiğimi anlatılanlar dahilinde hatırlıyorum ve galiba hayal ediyorum. Tek bildiğim örnek ile size de aktarmak isterim. Bir gün kapımızın önünde otururken mahallemde, benden büyük bir erkek arkadaşım oyun amaçlı bana vuruyor ve yakalama oyununa döndürdüğümüz bir olaya dönüyor bu vuruş. Yerimden kalkıp onu yakalamaya çalışıyorum ama çok küçüğüm ve o daha hızlı. Yakalayıp sinirimi atamadığım için ansızın bayılıyorum ve hastane yolu görünüyor bize. Sanırım devamlı oluyormuş böyle şeyler. Şu an beklediğiniz psikolog tedavileri o zaman gerçekleşmiş.(Herkes rahat edebilir.)(Gülüyorum) Yani aile, mahalle hayatım bu şekilde. Asıl aktarmak istediklerim okul hayatım ve o zaman ki düşüncelerim.

Arkadaş çevrem ve okuldaki diğer kişiler yüzünden çok çirkin, asla tercih edilmez bir kız olduğumu düşünüyordum. Acı ama kendim hakkında ilk hatırladığım düşüncem bunlar. Arkadaş çevremin de çirkinsin algısı yarattığı için falan değildi asıl olay. 14 yaşında hepsinin ya sevgilisi vardı ya da flört ettiği biri. Şuan bana sorsanız 14 yaşındaki biri için çok fazla bu sevgililik şeyleri. O daha bebek bence.(Ama herkesin kendi tercihi) Kimseye itiraf edemediğim bir eziklik psikolojisi sarmıştı beni. Kimseden de hoşlanmıyordum.(Eğer öyle bir şey olsa bu psikoloji ile gider ben çıkma teklifi ederdim). Sonra bir gün okula yeni bir çocuk geldi. Başlasın bakalım yılan hikayeleri. (Kahkaha atıyorum şu anda)

Nasıl olduğunu hiç hatırlamadığım bir şekilde çocuğun(isim vermiyorum çünkü kimseyi zor durumda bırakmak ve anlattıklarımdan rahatsızlık duymasını istemediğim için) ismini öğrendim ve çok çok farklı bir isimdi. Bende merdivende onunla denk geldiğimde isminin anlamını sordum ve ‘gereksiz’ havalı bir şekilde internetten araştır hatta bana da söyle şeklinde bir cevapla karşılaştım. O da ne? Bu çocuk bu şekilde benim dikkatimi mi çekti? 14 yaşında bu şekilde mi flört ediliyormuş? Hemen okul çıkışı eve koştum ve ismin anlamını araştırdım. Ertesi gün okula gitmek için can atıyorum. Gittim, isminin anlamını söyledim, doğruluğunu sorguladım. Aslında doğruymuş ama farklı bir anlamı daha varmış.(Onun söylediği anlamı hatırlamıyorum). Sonra bana bir randevu verdi. Bak bak havalara falan bak. Sanki sadece ben 14 yaşındayım. Neyse o tecrübeli herhalde. Randevu dediğimde 2012 yılında Facebookta konuşmaktı. Randevu verdiği saatten yarım saat önce falan bilgisayar başında beklemeye başladım. Benim ne olacağım o zamandan belliymiş zaten de neyse.(Gülüyorum kendime). Hatırladığım şey beni, verdiği saatten çok daha fazla beklettiği ve sadece bir-iki cümle konuşup çıkmasaydı. Okulda hiç konuşmuyoruz ama sanalda sürekli ya sevgili ya kanka gibi ilerliyorduk. Sonra bir şekilde sevgili olduk. Sevgili oluşumuz nasıl oldu hatırlamıyorum. Ve ergen bir kız olan Meryem’in ilk sevgilisi olmuştu. Başta söylediğim çirkin hissetme olayı falan hak getire. Düşüncelerime bir daha gelmedi bile. Sonra ne mi oldu? Bir ay kadar sevgili olduk, doğum günü geçti, üç gün sonra ayrıldık. Ah siz erkekler. Hep böyle misiniz ciddi ya? 22 yaşında da bana aynı şeyleri sorgulatıyorsunuz?(Gülüyorum)

14 yaşım sadece sevgili işleri ile geçmiyor. Hayatımı şekillendiren bir öğretmen, lise tercihim, spora başlangıcım şeklinde çok güzel yollarım var. Ben bu hatıraları yazmayı çok sevdim ve kendi hayatıma başka bir gözle bakmak beni mutlu ediyor. Bölüm 1 seri olsun istiyorum ve sanırım bunu devam ettireceğim umarım sizde seversiniz. Bir sonraki yazımda tekrar buluşalım.

  • Daha anlatacağım çok şey olduğunu fark ettim. Yazmak için sabırsızlanıyorum umarım sizde okumak için aynı şeyleri hissedersiniz.

meryemsolak tarafından yayımlandı

Merhaba ! Ben geldim. Tanışıyor muyuz? Çok sanmıyorum. Bende bu yolda tanışmayı düşünüyorum kendimle. Uzun bir yol olacak benim için, bizim için. Bu yola birlikte çıkmayı çok isterim. Benimle gelmenize, bana eşlik etmenize çok sevinirim. Ben yağmurlu bir yolda yavaş ama emin adımlarla yürüyorum. Sende son kez içinde sıkıntı dolu olduğun nefesini al, gözlerini kapat, yolunu hayal et ve yanıma gel. Yağmuru sevmiyorsan o yolda yürüme. Senin yolunda güneş açsın, çiçekler olsun. Sıkıntı dolu aldığın nefesini bırak. Şimdi güzel günler için birlikteyiz. Unutma. Daima güzeli düşle. 🎈

One thought on “BÖLÜM-1

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: